Yaşanmış Komik Öyküler

2009-11-28 21:47:00

Malum servis söförümüz trafikte hareket edemez halde beklerken (gayet de
haklıydı çünkü önündeki arabalar kuyruk olmustu) arkadan kornaya abanan araç
sahibine camdan sarkarak 'Pokemon'muyum lan ben arabaların üzerinden uçayım'
diye bağırarak tüm servisi yere yıkmıştı.

-------------------------------------------------------

Bir Taksinin içerisinde geçen bir konuşma !

- Küpe mi takıyosun sen ? (dikiz aynasından zorlukla görüyor.)

- Ha evet.

- Baban kızmıyor mu ?

- yok kızmıyor.

- Benim oğlan yapıcak bi tarafına sokarım o kupeyi..

- Hmm ben sağda iniyim.


-----------------------------------------------------------------------------

Yetmiş sekiz yaşında, tonton bir babaannem var. Ne kadar modern olsa da
gelişmiş teknolojiye ayak uydurmakta epey zorlanıyor. Buna en güzel örnek evimi
aradığında telesekretere bıraktığı not.

- 'Babaannesi aradı dersiniz.'

----------------------------------------------------------------------------

Olay, bir arkadaşımın annesinin gözetmen olarak bulunduğu ilkokulu dışardan
bitirme sınavlarından birinde gerçekleşiyor. Dışardan bitirme sınavı ya, yağlı
ballı adamlar da var sınavda. Gözetmenler sınav sırasında sıraların arasında
dolaşıyorlar. Tam o sırada gözetmen bakıyor, adamın biri soruların hiçbirine
cevap verememiş; acıyor dama. 'Maddenin üç halini yazınız' sorusunu parmağıyla
işaret ediyor ve adamın kulağına eğilip cevabı fısıldıyor: ' Katı, Sıvı, Gaz.'
Sınav kurulunu dumura uğratan an cevap kagıtları okunurken gerçekleşiyor.
Sorunun cevabı, kagıtların birinde aynen şöyle yer alıyor:

- Katır, Sığır, Kaz

----------------------------------------------------------------------------

Ecevit 1997 yılı seçim kampanyasında konuşuyor: 'Bu düzen değisecektir' Bir
vatandaş bağırmış: 'Düzen hayatından memnun; düzülen ne zaman değişecek?'

----------------------------------------------------------------------------

Nasıl yağmur nasıl fırtına, adam bir taksiye el kaldırır, taksi durur.. Adam
gideceği yeri söyleyince, taksici kızarak 'ohoo orası çok yakın alamam seni'
der ve gazlar gider.. Adam çok bozulur ama sonra bir sekilde evine gitmeyi
başarır.. Ertesi gün şans eseri bir bakar ki, dün geceki taksici, evinin
önündeki taksi durağındadır ve üçüncü sıradadır.. Hemen plan yapar ve ilk taksi
söförüne yanaşır:

- Ataköye kaça götürürsün ?'

- 5 milyon

- Sana 20 milyon veririm ama bir kere verirsin.

- Hadi be sapık mısın, defol.. Adam bu cevabı alınca ikinci sıradaki taksiye
yanaşır

- Ataköye kaça götürürsün ?

- 5 milyon

- Sana 20 milyon veririm ama bana bir kere verirsin

- vay sapıkkk vayy defol sıra üçüncü taksiciye yani bizim taksiciye gelmistir..
Adam yanaşır:

- Ataköye kaça götürürsün ?

- 5 milyon

- Peki sana 20 milyon veririm ama bir sartım var

- Nedir ?

- Giderken diğer taksicilere el sallıyacaksın

- Ayıbettin abi tabii...

----------------------------------------------------------------------------

Fıkra Gibi Adı..:Bot Ne Kadar?

Abimiz deri, yarım bot ve koyu kahverengi ayakkabıyı alıp kasaya yanaşıyor...
Kasadaki bayan botları poşete koyarken, sayın Abimiz de soruyor;

- 43 lira değil mi?...

- Kız, 'Ne münasebet' der gibi bakıyor ve 'Bunlar orijinal deri...İndirimli
fiyatı 180 lira...' Abi'mizin bitiş cümleleri, kızcağızın kopuş anına denk
geliyor;

-Olur mu hanımefendi, altında 'Size 43' yazıyor...

---------------------------------------------------------------------------

Ünlü güftekâr ve tamburî Osman Nihat Beyefendi çapkınlığı ile pek meşhurmuş.
Ankara'da bulunduğu sıralarda güzel bir günde Kızılay'a doğru yürümekte iken
hemen önü sıra da çok güzel endâmlı, alımlı, çalımlı bir bayan yürüyormuş.
Osman Nihat Bey kadına biraz yaklaşarak başlamış dil dökmeye:

- Aman Ya Rabbi! Ne güzel endamınız var! Şu belin inceliğine bakın. Ya saçların
omuzlara dökülüşü. Kadın omuzunun üzerinden arkasına söyle bir bakıp, kafasını
çevirmiş ve de sinirli sinirli yoluna devam etmiş. Fakat Osman Nihat Bey
kadının peşini bırakmamış ve dil dökmeye devam etmiş:

- Bacaklarınızın güzelliği, keklik gibi sekisiniz ne de hoş... Sizinle birlikte
olmak her halde hayata bedeldir...' Ve daha neler ne dil dökmeler. .. Tam bu
sırada Kızılay Meydanı' na yaklaşmışlar. Dört yol ağzına ve polisin olduğu yere
geldiklerinde kadın bütün sinirli haliyle Osman Nihat Bey'e dönerek:

-Şimdi polise veririm! Deyince: Osman Nihat, masumane bir tavır takınıp, ses
tonunu yumuşatarak

- Aman hanımefendi, ben bir saattir yalvarıyorum. Niye polise?

---------------------------------------------------------------------------------

Sene 1968, İstanbul Bahçelievlerde Skip tükenmez kalemlerinin fabrikası var ve
önünde de 98 no lu otobüslerin durduğu otobüs durağı. Bu durak Bahceli evlerden
sonraki ilk durak ve anlatacağım olay gerçekten yaşanmış olay. Otobüsle
Bakırköyden Güngörene giderken Bahcelievler durağında otobüse çok güzel bir
bayan bindi. Tam biletini alacağı zaman otobüs hareket etti. Bayan biletçiye
bir şirinevler bileti verir misiniz diye sordu. Biletçi bu otobüs Şirinevlere
gitmez deyince bayan durdurun otobüsü ineceğim dedi. Biletçinin cevabı hayli
ilginç oldu.

- Hanım, hanım kalktı bir kere sikip te indirecegiz. Bu lafı duyunca kadının
yüzündeki ifadeyi görmenizi isterdim ( bu arada skip otobüs durağının adı )

-----------------------------------------------------------------------------------

Barbaros bulvarında olmuş bir olay... Arkadaşlarla öyle Barbaros bulvarında
yürüyorduk. Bir anda yanımızdan son sürat bir minibüs geçti. Biz 'Freni
patladı' filan demeye kalmadan, minibüs kafadan elektrik direğine bindirdi.
Hemen koştuk, yardım edelim diye. Minibüse ulaştığımızda manzara şuydu:
Yolcuların kiminin kası açılmıs, kiminin dudağı patlamış... Dağılmış
vaziyetteler yani. Ama bir tuhaflık var. Çünkü o hallerine rağmen, gözlerinden
yaşlar gelecek şekilde gülüyorlar. Biz ne yapacağımızı şaşırdık. 'Ne oldu?'
diye sorduk. Bir iki tanesi, güçlükle 'Şoför, şoför...' diyebiliyor ama yine
gülmeye başlıyorlar. Bu şaşırtıcı manzaranın aslını öğrenebilmek için 2,3
dakika geçmesi gerekti. Meğer şoför, tükürürken minibüsten düşmüş. Hani, bizim
şoförlere özgü, giderken kapıyı açıp dışarı tükürme hareketi vardır ya. Baba,
dengeyi tutturamamış, tükürükle beraber, gümbürt aşagı düşmüş. Minibüs de
kontrolden çıkıp direğe bindirmiş.

--------------------------------------------------------------------------------------

Erzurum'a bilgisayarın daha yeni yeni gelmeye başladığı zamanlara ait bir anıyı
Erzurum Kültür Kurumu İlköğretim Okulu'ndan Mansır Bey anlatıyor... Bir
işyerine bilgisayar ve stok programı satılır. Teknik servis elemanı bilgisayarı
işyerine kurduktan sonra stok programının kullanımı ile ilgili bilgi verir ve
ayrılır. Aradan bir iki saat geçer, işyerinden telefon:

- 'Kardeşim sizin anlattıgınız kimi yapirem fegat program düzgün çalışmiir.'
Teknik servis elemanı sorar:

- 'Nasıl yapıyorsunuz?'

- 'Senin anlattıgın kimi.'

- 'Hata ne?'

- 'Yazdıgım bilgiler kaydetmeme ragmen saklanmiir.'

- 'İşlem basamaklarını tek tek anlatır mısınız?.'

- 'Tamam' diyor ve başlıyor, anlatmaya.

- 'Programı açirem. Malın adı bölümüne adını, adedi bölümüne adedini, birim
fiyatını vb. yazirem. Hepsini yazdıhtan sonra senin anlattıgın kimi kayıt
bölümüne basirem. Ekrana bir yazı geliir: Kaydetmek ister misiniz? E / H yazısı
çıkir. Ben de diyirem Hee...'

----------------------------------------------------------------------------------

Burasi Turkiye; Olayın kahramanları, iki üniversite öğrencisi. Koyu geyik
muhabbetinin döndüğü akşamlardan birinde, bu iki kafadar bir iddiaya girer.
Delikanlılardan biri, odanın tavanında asılı olan ampulü kendi ağzına tamamen
sığdırabileceğini iddia eder. Evet yanlış okumadınız, bildiğiniz 100 mumluk
ampulü. Ve sığdırır da. Ancak bir sorun vardır. Ampulü ağzından geri
çıkaramamaktadır. Öbür arkadaşı hayret eder, o da evdeki başka bir ampulü
ağzına sokar ve tabi ki o da çıkaramaz. Bu iki kafadar hastanenin yolunu
tutmaya karar verir. Ağızlarında ampul olduğu halde bir taksiye atlarlar.
Konuşma zorluğu çekerek güç bela taksiciye dertlerini anlatırlar. Taksici bir
taraftan gülme krizi geçirirken bir taraftan da 'nasıl olur abi ya, uğraşsanız
çıkar, bir asılın şöyle, şaka mi yapıyonuz ?' diye söylenmektedir. Neyse
akşamın bir yarısında acile gelirler. Taksiciyle ayrılırlar, doktorlar
çocukları beklemeleri için bir odaya alır. Veeee aradan 15 dakika geçmeden
taksici kapıda görünür, ağzında ampulle. Amcam çocuklara inanmamış, açık olan
bir marketten ampul almış ve denemiştir !!

-----------------------------------------------------------------------------------

İzmirde 15 yıl kadar oluyor maçta yanıma süzme Karadenizli müthiş çenebaz bir
vatandaşımız düştü. Günün olayı idi Nataşa konusu. Evli idi, onun da ilgisi
vardi Nataşalara.. Dayanamadım sordum. 'Karınızı aldatmak nasıl bir duygu '
diye acaba? Suçluluk duymuyor muydu? Verdiği cevap şu oldu:

- Onlar da karı diye yıllarca bizi aldatmışlardur da! '

-----------------------------------------------------------------------------------

Bu bizim arkadaş bir zaman kuş almış bir yerden. Poşete koymuş deli. Tam eve
gidecek, yolda babasını görmüş. O da eve gidiyormuş. 'Baba sen bunu al götür
eve' demiş. Babası da eve gelince annesine pazardan getirdiği poşetleri vermiş,
yanında da bizim arkadaşınkini. Ne bilsin annesi hepsini buzdolabına koymuş.
Neyse bizim deli arkadaş eve gelmiş, babasına poşeti sorunca ' Buzdolabında'
demiş babası. Hemen kuşu poşetten çıkarmış ama hayvan kaskatı kesilmiş. Babası
benzin damlatmış ağzına biraz. Kuş 2 dakika sonra havalanmış ama pencereye
varmadan küt diye yere yapışmış.

-Babası: 'Benzini bitti'

------------------------------------------------------------------------------------

Adamın biri arabasıyla giderken yolda bir yolcu alır arabaya.... adam arka
tarafa biner.....

-Şöför ' eee hemşerim kimsin nereye gidersin...der'

-Yolcu ' ben Azrailim..canını almaya geldim der......şöför alaycı bir tavırla

- 'Sen mi Azrailsin der..yaw senin gibi Azrail olur mu hiç' der. Yolcu sakin
bir tavırla

- 'Sen daha önce Azrail gördün mü de tarif ediyorsun der... ve ekler yolcu
inanmadın bana öyle mi der'

-Şöför ' İnanmadım tabii der'

-Yolcu 'O zaman 200 metre ileride bir adam daha alacaksın der' gerçekten de
adamın dediği gibi şöför 200 metre ilerde bir yolcu daha alır.. Ama yolcu ön
tarafa oturur...olaylar bundan sonra daha da enteresanlaşır.

-Şöför yanındakine 'Ee sen kimsin nereye gidersin der.'

-Öndeki 'Abi ben merkezde biryerde indirirsen çok sevinirim adım felanca der.'
Şöför ' Yaw şu arkadaki adam bana Azrailim diyo görüyon mu şu herifi hem iyilik
ediyoz hem de dalga geçiyor zibidi der.' Öndeki arkaya bakar ama kimse yoktur.

-Öndeki ' Abi arkada kimse yok ki' Şöför hışımla arkaya bakar ve

-' Kör müsün be adam arkada oturuyor ya' der. Öndeki arkaya bir daha
bakar ve

-' Abi senin kafan iyi mi yoksa dalga mı geçiyorsun der.' Bu sefer arkadaki
söze girer.

- ' Gördün mü der öndeki beni ne duyabilir ne de görebilir der şoföre. Şoförün
bir anda dizlerinin bağı çözülür bet beniz atar....arkadaki şoföre.

- 'Hadi der arabayı kenara çek 2 rekat namaz kıl canını alacam der. Şoför
ağlamaklı çaresiz bir şekilde arabayı kenara çeker ve iner arabadan.
Sonra....sonra ne olmuş biliyor musunuz????? Adamlar arabayı aldığı gibi
kaçmışlar...:)) :))

-----------------------------------------------------------------------------

Yıllar önce bir Karadeniz kasabasında görev yaparken, kansızlık nedeniyle
başvuran bir hastamı muayene ediyordum. Konjoktiva dediğimiz alt göz kapağının
içine bakarken, bir yandan da : 'Amca sende basur mu var?' dedim. Kansızlığın
baş sebeplerinden biridir ve Karadeniz'de bu duruma sık sık rastlanır.. Amcanın
dışarı çıkarken yanındaki arkadaşına söylediğini hâlâ hatırlarım... 'Ne
doktormuş be, helal olsun..! Gözümden baktı, götümdekini gördü

------------------------------------------------------------------------------

Acı kaybımız 3 ay önce ailemize katılan, Necmi ismini verdiğimiz kaplumbağamız
dün vefat etmiş. Aile arasında sade bir törenle evin arka bahçesine gömdük.
Hayvancağız durduk yerde can verdiği için gidip Necmi'yi aldığımız dükkanın
sahibine sebebinin ne olabileceğini sorduğumuzda ''Abi onlar kış uykusuna
yatar'' cevabını almış bulunmaktayız, hepimizin başı sağolsun. Bu vicdan
azabıyla ben de çok yaşamam herhalde.

----------------------------------------------------------------------------

Bankada gişenin önünde işlemimin yapılmasını bekliyorum. Yanımdaki gişede işlem
yaptıran yaşlı teyzeye, işlemini yapan kadın soruyor: '

-Parayı kim alacak teyze? Açıklamasına ne yazalım?' Teyzem cevap veriyor:

-'Bu paranın hayrını görme İnşallah yazalım.'

DEVAMI VE DAHA FAZLASI İÇİN........

http://eglencelibloger.blogspot.com/

 

 

TIKLAYINIZ.......

 

 

GÜNCEL PAYLAŞIMLARLA ARTIK BU SAYFALARDA DA

 

http://enanlamlikarikaturler.blogspot.com/

 

http://ordugiresunhavaalani.blogspot.com/

3321
0
0
Yorum Yaz